KAÇKAR DAĞLARI

ERZURUM YÜRÜYÜŞ ROTALARI

Çay Taşı - Kalenderi
00:00 / 00:00

İspir ilçesindeki üç ana vadide olağanüstü manzaraların seyredilebileceği onlarca rota mevcuttur. Bu rotaların en meşhuru ve ilki Yedigöl Vadisidir. Halk arasında Salaçor olarak bilinen vadideki köylerde genelde taş evler bulunur. Taş binaların en yoğun olduğu yer ise Mor Yayla köyüdür. Burası Türkiye'de hiçbir yerde görülmeyen dik çatılara sahiptir. Vadide en fazla göze çarpan özellik, birçok yayla ve buzul gölü bünyesinde bulundurmasıdır. Bu göllerden Yedigöl'e ulaşım, Mor Yayla üzerinden yapılıyor.
İspir - Rize yolu üzerinde Ovit Dağı'na çıkılırken sağda Ulutaş yol ayrımı görülür. Bu yoldan ilerleyince yaklaşık yarım saat sonra, Mor Yayla köyüne varılır. Buradan sonra yol biraz kötü olduğu için yürüyüş için arazi tercih edilmelidir. İrili ufaklı yaklaşık on gölün bulunduğu alanda sadece büyük olanlar dikkate alınarak alana Yedigöller denmiştir.
Doğa harikası olan bu göller, Doğu Karadeniz'in en güzel gölleri arasında yer alır. Buraya yaklaşık yirmi yıl kadar önce Salaçor köyünden yürüyerek ulaşım sağlanıyordu. şimdi ise Mor Yayla'dan buraya yol var ama bu yol, doğaya ciddi bir zarar vermiş. Manzaranın en iyi gözlemlendiği yere yapılan beton merdivenler ise ayrı bir çelişkidir. 

Salaçor Vadisi'nden yürüyerek ya da raçla İspir'e geri dönüldiğinde vadi sularının Çoruh'la birleştiği noktadan geri yürüyüş yapılabilir. Yedigöl köyünden araçla en son yaylaya kadar gidip vadinin ikinci göller grubunu da görebilirsiniz. Bunun için üç saat kadar yürümeniz gerekir. Mal Gölü ve Deli Gölü, buranın en güzel iki gölüdür.

Kaçkar Dağları Milli Parkı'nın Verçenik bölümünü de içine alan Salaçor Vadisi, yürüyüşünüzü zevkli kılacak oldukça zorlu zirveler içeriyor.

Kaçkar Dağları'nın Erzurum bölümü, tamamen İspir ilçesi sınırları içinde yer alıyor.

İkinci ana vadi, Hunut (Çamlıkaya) Vadisi. Döner Göl gibi büyük bir gölü de barındıran alandan, taş evlerin de yerleştiği Pinağros vadisi boyunca yürüyerek Şorak Göl'e ulaşabilirsiniz. Burası vadinin sağ yamacında. Aslında Hunut'tan göle çıkma biraz zor, gölün kenarına inmek de yine aynı şekilde. Erzurum tarafına düşen gölün etrafı, büyük kaya bloklarıyla çevirilidir. Bu sebeple aşağı inmek için oldukça çaba sarf etmek gerekir. Bu göl ile Deniz Gölü, hemen hemen aynı büyüklüktedir. Fakar Deniz Gölü biraz daha fazla derinliğe sahip. Üstelik Deniz Gölü etrafında çadır kurmak pek kolay değildir. Şayet dağ geçişi yapmak istiyorsanız Şorak Göl'den Tatos Gölleri'ne veya Döner Göl'den Davalı Vadisi'ne doğru geçebilirsiniz. Şayet yürüyüş yerine araba ile geçmeyi tercih edecekseniz yeniden İspir - Yusufeli yoluna dönmeli ve üçüncü vadi olan Hodiçur Vadisi'ne gitmelisiniz. 

KAÇKAR DAĞLARI

ARTVİN YÜRÜYÜŞ NOTLARI

Büyülü yolculuk gibi bir dileğiniz varsa,

Artvin Yusufeli ilçesinden Kaçkar Dağları güneyine uzanan dağ ve orman manzaraları, bu isteğiniz için ziyaretiniz bekliyor.

Su sesleri eşliğinde zirveleri de yanınızdan hiç ayırmadan yapacağınız yolculuk, delice akan Barhal Çayı ve küçük kollarıyla birlikte size eşlik etmeyi sürdürü. Yaklaşık 60 kilometre mesafesinde bulunan vadi, Yusufeli'nden başlayıp Yaylalar köyünde biter. 


Artvin yürüyüş notları, bu ana vadinin kollarında yer alır. İlk kol ise Güngörmez Dağı'na giden Mikeliz vadisidir. Yaylalar köyünün bir mahallesi olan Mikeliz, çok güzel yaylalara sahiptir. Ana rotanın dışında kalması sebebiyle pek ziyaret edilmeyen Mikeliz, on civarında buzul göl ve üç yayla barındırır. Hepsi de kesinlikle görülmeye değerdir. Buradaki buzul göllerin en büyüğü Kartal Gölü'dür.

 

Bu rota, Altıparmak ve Kaçkar Dağları manzarasını da tüm heybetiyle sunmaktadır. Bölgenin diğer tüm alanlarında olduğu gibi burası da bahar aylarında muhteşem bir renk armonisiyle dans eder durumdadır. 

İkinci rota ise Bulut Vadisidir. Karamola ve Körahmet mahallelerinin bulunduğu bu eşsiz vadi, kışın son günleri itibariyle canlanır. Burada yeni yapılan evler de dahil olmak üzere tüm binalar taştan yapılmıştır.

Bulut Vadisi'nde Satelaf Yaylası'na geçince kuzeyden gelen dereye döndüğünüzde iki saat sonra Kaçkar'ın kuzey yüzünün muhteşem manzaraları karşınıza çıkar.

Sağa dönmeden devam ederseniz kısa bir süre sonra vadiye adını veren Bulut Tepe,3.380 metrelik kaya kütlesi olarak karşınıza tüm heybetiyle dikilir. Burası,  Kaçkar Dağları'nın en heybetli birkaç zirvesinden biridir. Bulut'un güneyinde bulunan Şeytan Gölü ise vadideki tek buzul gölü. 
Artvin tarafının en önemli vadisi, eski ismiyle Hevek, şimdiki adıyla Büyükçay'dır. Yaylalar köyünden dört kilometre sonra içinden geçeceğiniz Meredet (Olgunlar) mahallesi, bu dağlara en yakın yerleşim birimi. Meredet'ten sağ giden vadiye girdiniz mi Kaçkar'ın kuzey tarafından gelenlerle sık sık karşılaşırsınız. Bu vadiye girmeyip düz giderseniz birkaç kilometre sonra Hastaf Yaylası sizi karşılar. 

KAÇKAR DAĞLARI

Büyük bölümü Rize'de olan Kaçkar Dağları, Artvin ve Erzurum il sınırlarına da dahildir. Buzul gölleri ve vadileri, yaylaları ve zirveleriyle eşsiz rotalar sunan Kaçkar Dağları, her biri diğerinden benzersiz sayısız rotaya sahiptir. Tüm rotalar için ana ulaşım noktası olan Çamlıhemşin'e gitmek zorunludur. Daha sonra Zilkale yönüne sapıldığında iki büyük rotaya dahil olursunuz. Şenyuva köyü, sonra da Zİlkale ziyaretçileri karşılar. Genellikle ilk dinlenme alanı da zaten burasıdır. 


Yöresel yiyeceklerin de tadılabileceği dinlenme yerinde konaklama imkanı da bulunmaktadır. Yolculuğunuz ilerledikçe Karadeniz'in bitki örtüsü artık geride kalmaya başlar. Kayalar arasından gürültüyle akan dereler, içinizde ürpertilere yol açabilir. Bu arada yüksek zirvelerin yavaşça ortaya çıktığına da şahitlik edebilirsiniz.


Elevit ve Tirovit yaylaları ile Verçenik Yaylasına giden iki ana yola ulaşırsınız. Verçenik Zirvesi, siz ilerledikçe 3907 metrelik heybetiyle sizi karşılamaya başlar. Tatos Gölleri, Kapılı Göller ve Buzlu Göller'e yürüyüş yapmak istiyorsanız burada kamp planlayabilirsiniz. 
Milli parkın en güzel göllerine burada rastlayabilirsiniz. Elevit Yaylası yolu üzerinden yaklaşık bir saat süren bir yolculukla yaylaya varacaksınız. Burası Kaçkar Dağlarının en güzel noktalarından biridir. Gita Yaylasına uğramayı unutmadan Çamlıhemşin yolundan geri dönebilirsiniz. Bu yol üzerinde ikinci nokta Palovit ve Amlakit Yaylalarıdır. Burada bir koldan ayrılan yol, sizi Pokut ve Hazindak yaylalarına kadar götürür. Dumanlı havalarda olağanüstü manzaralar sergileyen Pokut, Doğu Karadeniz'in en güzel yaylalarından biridir.
Çamlıhemşin'i geçer geçmez sola dönerseniz Ayder Yaylası'ndan doğru ilerleyince ikinci rotaya ulaşırsınız. Artık bir kasaba görünümünde olan Ayder'de dört ana vadi bulunur.Aşağı ve Yukarı Kavran; AŞağı ve Yukarı Çeymakçur, Palakçur, Avusor olarak adlandırılan bu vadilerden sola doğru ayrılan istikamet ise Altıparmak Dağları'nın ve Kaçkar Dağları'nın en heyecan verici manzaraların seyredilebildiği Huser Yaylasına gider. 

Altıparmak Dağları 

ARTVİN - RİZE

Çoğunluk kısmı Artvin'de olan Altıparmak Dağlarının bir kısmı da Rize'dedir. Rize'de kalan kısmın merkezi Avusor Yaylasıdır. Artvin'de kalan merkezi kısım ise Barhal, yani Altıparmak köyüdür. 

Yusufeli'nden başlayan yolculuk, Barhal köyünde üç saatlik bir zaman dilimi sonunda biter. 

Birinci vadiye gitmek için Barhal'a beş dakikalık bir mesafede bulunan demir bir köprünün yanında sağa doğru Bıçakçılar yoluna sapılır. Yol yükseldikçe manzaranın da özelliği fark edilir. Bu esnada karşı yamaçta dumanlar arasında bir köy göze çarpar. Özgüven köyü, bu dağlardaki en son ve en güzel yerleşim alanıdır. Köyden sonra baharın tüm güzelliğini taşıyan renkleri dere kenarlarında görmeniz olasıdır. Sağ tarafta bu dağların en güzel şelalesi olan Ciro yaşar. 165 metreden kademeli olarak düşen bu şelale dibinde istediğiniz kadar zaman geçirebilirsiniz. 

Yukarıda hayli uzun bir düzlük karşınıza çıkar. Bu alandaki keşiflerinizi on güne kadar ancak tamamlayabilirsiniz.

Kış aylarının en zor ulaşılan bölgesi olan alan, her mevsim ayrı güzellikler içerir. Kış aylarında masal diyarı gibi görünen alan, ilkbaharla birlikte doğanın tüm renklerini barındıran eşsiz bir doğa harikasıdır. 

Yol boyunca ilerlerken yaşlı kayınlardan oluşan orman içindeki Karagöl'e mutlaka uğranmalıdır. Göl kenarından ilerlemeye devam ederseniz, on dakika sonra daha başka bir doğa harikası ile karşılaşırsınız. Gölü oluşturan heyelan sırasında düşen büyük hava bloklarının üzerinde kalan küçük fideler, zamananla kayaları sarmış ve eşsiz güzelliklere yol açmıştır. 

Biyolojik çeşitlilik açısından önemli olan bölge, UNESCO'nun Türkiye'den İnsan ve Biyosfer Rezervi Projesine dahil edilen ilk yerdir.

 

Macahel'de beş köy bulunur. Bölgenin merkezi, TEMA Konukevinin de bulunduğu Camili Köyüdür. Vadi, yüksekliği 3500 merteyi bulan  Karçal Dağları ile çevrelenmiştir. Bu dağın eteklerinde bulunan Beyazsu Yaylası, bölgedeki en önemli yayladır. 

KARAGÖL -
MACAHEL ROTASI

YUMURTALIK / ADANA

YUMURTALIK LAGÜNÜ

Birçok kuş türüne ev sahipliği yapan Yumurtalık, turnalar için de önem taşıyan bir doğal alan. Öğleden sonra lagüne hakim tepelerden birine çıkıp sabırla beklerseniz, üzerinizden geçen turnaları görebilirsiniz. Nesli tehlike altındaki turna; uzun boyunlu, gri başlı, boynu siyah, büyük ve zarif bir kuştur. Kış aylarında güneye, ilkbahar ve yaz aylarında kuzeye 400 bireylik gruplar halinde göç ederler. Türkiye'de görülen turnaların büyük çoğunluğu, Karadeniz'in kuzeyinden gelen göçmen kuşlar. Ana göç yolu; Kırım'dan Karadeniz'in ortasından aşağı iniyor, Orta Karadeniz kıyılarında Türkiye'ye giriyor. İç Anadolu üzerinden Akdeniz'in doğu kıyılarına inen turnalar, ardından Mısır'a kadar ilerliyor. Kuşlar, bir alanın yaşanabilir olup olmadığının göstergesidir. Bozulmakta olan bir doğa parçasını önce kuşlar terk eder. Yaşanabilir olduğunda da yine önce kuşlar o alana gelir. Çok kuş çeşidinin olması, Yumurtalık Lagününün henüz yaşanabilir doğal bir alan olduğunun göstergesidir.

ANAVARZA

KOZAN, ADANA

Adana civarında ilkbahar aylarında yapmanız gereken en iyi doğa ve kültür etkinliklerinden biri, Anavarza kayalıklarını ve aynı adı taşıyan antik kenti ziyaret etmek. Kozan sınırları içinde bulunan Dilekkaya köyüne varınca bir evin bahçesinde bulunan mozaiklerin öyküsünü "Ev Müze"nin resmi bekçisi Hatun Dilci'den dinleyin. Emekli olmuş ve yerini oğlu Yaşar'a bırakmış ama öyküyü anlatmaktan geri kalmayacak kadar enerji dolu. Tesadüfen bulunan ve tabanında iki adet mozaik yer alan havuz ve etrafındaki arkeolojik kalıntılar, Hatun Dilci'nin bahçesinde sergileniyor. 

Köyden çıktıktan sonra, bir Kilikya kenti olan Anavarza, diğer adıyla Anazarbos'un kale ve saray kalıntısına ulaşmak için kayalıklardan yukarı doğru çıkan merdivenlere doğru yürüyün. Henüz bir kazı çalışması yapılmadığı için kentin tarihi hakkında fazla bilgi yok. Roma döneminde en görkemli zamanlarını yaşadığı düşünülüyor. Kayalara oyularak yapılan merdivenleri yavaş yavaş çıkmaya başlayın. Merdivenler yüzlerce yıl kullanılmaktan kayganlaşmış. Eğimi oldukça uygun olduğu için kolay çıkılan merdivenlerin bir noktasında eğim dik ve basamaklar çok kaygan. Burayı da geçtikten sonra merdivenler çabuk bitecek. Kaleye girmeden aşağıya baktığınızda bu muhteşem kentin kalıntılarını göreceksiniz. Türkiye'de en görkemli manzaraya sahip olan antik kentte, en az üç saat geçirebilirsiniz. O dönemden günümüze kadar gelmeyi başaran yapıların içlerinin defineciler tarafından tahrip edildiğini görebilirsiniz. Ama bu, kente hayran olmanızı engellemeyecek. Kalenin içinde bulunan ve kısmen ayakta kalmış olan sarayı görünce "ilk hali nasıldı" diye hayret edeceksiniz. Kalenin surlarında oturarak Çukurova'nın manzarasını kazyın belleklerinize. Dönüşte merdivenlerin bittiği noktadaki barakada çay içerek yorgunluğunuzu atabilirsiniz.

GÜNPINAR
ŞELALESİ

DARENDE / MALATYA

Malatya'nın Darende ilçesindeki Günpınar Kanyonu, adını kanyonun bitimindeki Günpınar Şelalesinden alıyor. Şelale, Darende merkeze sekiz kilometre uzaklıkta. Keşfiniz, Günpınar Kanyonu'nun kaynağından başlayacak.Buradan itibaren 500 metre kadar yürüdükten sonra Günpınar Şelalesi'ni oluşturan derenin irili ufaklı kaynaklarına ulaşılıyor.

Birçok noktadan küçük gözeler halinde çıkan sular, hızlı bir şekilde derede birleşerek akıntının güçlenmesine neden oluyor. Derenin artık iyice güçlendiği noktada, özellikle ilkbaharda geçiş zor oluyor. Bu nedenle rota burada sol yamaçtaki patikadan devam ediyor. Yaklaşık 20 dakikalık bir tırmanış ve inişten sonra tekrar derenin ana kaynağının bulunduğu düzlüğe varılıyor. Derenin suyu buradan borularla alınarak bazı yerleşimlere gönderiliyor. Ancak buna rağmen dere, büyük bir güçle akıyor. Kaya bloklarının arasından küçük bir iniş yapılarak, tekrar vadiye dönülüyor.  İlk dere geçişi burada yapılıyor ama sadece yarım metrelik bir geçiş bu. Birkaç metre aşağıda bembeyaz köpükler akıtarak akan derenin üzerinden küçük bir adım atılarak rahatlıkla karşı kıyıya geçiliyor. Bu noktada tarihi bir patikanın üzerinden geçtiği eski bir duvar örgüsü bulunuyor. Buradan 20-25 metre sonra tekrar karşıya geçmek gerekiyor. Yıkılmış bir ağaç, köprü gibi kullanılarak karşıya geçiliyor. Buradan itibaren vadi tüm güzelliğiyle ortaya çıkıyor. İki yanı kaya duvarlarıyla çevrili kanyonun en güzel yönü, büyük bir gürültüyle akan su. Yol, çok uzun değil ve belirgin bir patika var ancak su öyle güzel akıyor ki her çavlanda mola verilebiliyor. Mola verilecek bir nokta da vadinin çıkışına yakın yerdeki traverten mağara. Birkaç küçük odası da olan mağara, kanyonun görülmesi gereken önemli bir güzellik. Mağaradan itibaren yaklaşık 10 dakika yüründüğünde kanyon büyük bir uçurumla sonra eriyor. Bu uçurumdan Günpınar Şelalesi akıyor. Manzara olağanüstü ama buradan aşağı iniş yok.  Günpınar Türkiye'nin en güzel şelalelerinden biri. Şelale, tek bir parça olarak dökülmüyor. Birbirine bağlanan üç parça halinde dökülen şelalenin toplam yüksekliği 40 metreyi buluyor. 

LEVENT  VADİSİ

AKÇADAĞ / MALATYA

Malatya'nın Akçadağ ilçesi sınırları içinde yer alan vadi, bölgenin tektoniğinden etkilenerek derin yarılmış ve adını Levent köyünden almıştır. uzunluğu kilometrelerce olan ve Tohma Kanyonu ile birleşen Levent Vadisi, tipik bir kanyon vadisi görünümündedir. Malatya - Kayseri karayolu üzerinde bulunan vadinin duvarlarında çeşitli dönemlere ait yüzlerce mağara bulunuyor. Bunların büyük bir çoğunluğunun insan eliyle yapıldığı uzaktan bile belli oluyor. Bölgede sık sık meydana gelen depremler yüzünden mağaraların büyük bir kısmında çökmeler meydana gelmiş. Bu çökmeler, mağaraların ilk hallerini bozmuş ama oldukça iyi korunan mağaralar da var. Mağara sistemleri arasında en önemlileri İnkaya, Kozalak, Taşköy, Bağköy, Kolköy ve Küçükkürne köyleri arasında yoğunlaşıyor. Özellikle Küçükkürne köyündeki mağaralar, Malatya için önemli turistik değerlerdir. Vadi içindeki tepelerde bulunan ve içlerinde ne olduğu henüz bilinmeyen tümülüsler ise epey fazla. Her mağara sistemine yakın bir tepede o sistemde yaşayanlar tarafından yapılmış olan tümülüsler var.

Levent Vadisi'ndeki mağaraların büyük bir kısmında başka mağaralara bağlanan dehlizler, insanların mağaraları nasıl şekillendirdiğinin izleri, duvarları yıkılmış yapılar gözleniyor. Vadide birçok yerde gözlenen fosiller, bölgenin 25-30 milyon yıl önce denizle kaplı olduğunun göstergesi. Vadinin içindeki köyleri çevreleyen kayalar üzerinde birçok kaya mezarı ve niş bulunuyor. Özellikle girişindeki kayalıklardan vadi, olağanüstü görünüyor. Kış bastırdığında vadi içindeki köylerin çoğunda insan kalmıyor. Vadi içinde araçla yapılacak bir yolculuk eğer detaylı bir bir gezi şeklinde planlanıyorsa, dört - beş gün sürebilir. Vadi, doğa yürüyüşleri için oldukça uygun parkurlara sahip. Özellikle bahar aylarında yapılacak keşif yürüyüşleri, keyifli olabilir.

KARAKAYA BARAJI ROTASI

MALATYA'nın en uzun ve en güzel rotalarından biri. Kale ilçesini geçer geçmez Kömürhan Köprüsü'ne varmadan önce sağa Akuşağı yolu ayrılıyor. Yürüyüş butabelanın bulunduğu noktadan başlıyor. Rota, herhangi bir patikadan değil, stabilize yoldan devam ediyor. Bu etabın hiçbir teknik zorluğu yok ama tam bir mukavemet yürüyüşü. Toplam 20 km sürüyor. Bu, kondisyonu iyi olan bir sporcunun çok rahat başaracağı bir mesafe. İlk etapta Karakaya Barajı solda kalacak şekilde yaklaşık üç kilometre yürünüyor. Sonra sağa dönülerek yamaca paralel gidiliyor. Bu etabın manzarası, görülmeye değer. Baraj gölü, sağa döndükten sonra daralıyor. Barajın karşı yamaçlarındaki evler ilkbahar, sonbahar ve kış aylarında muhteşem görüntüler sergiliyor. Köyler amaçlara kurulmuş haldedir. Gülenköy yol ayrımını geçtikten sonra Yeniadamlar köyü Kozağacı Çeşmesi'ne varılıyor. Bu noktada barajın görüntüleri olağanüstü. Çeşme, yürüyüşün tam onuncu kilometresine denk geliyor. Burada mola verilebilir. İsteyen yetinip dönebilir ama devam etmek isteyenler 12 km zorlu bir yürüyüş sonrasında ilerledikçe kendilerini daha büyük güzelliklerin beklediğini görecektir. Bu aşamadan sonra güzergah inişli çıkışlı olmaya başlayacaktır. Rotanın sonlarına doğru Akçaköy'e yaklaşırken karşı yamaçta bir şelale göze çarpar. Riskli bir yürüyüş oramı olan dere, tüm rotadan daha yorucudur. Hemen her doğal güzellik gibi bu şelale de güzelliklerini sona saklamış. 

© 2017 Lcn TuvART Kültür ve Sanat Sitesi - Tüm Hakları Saklıdır.