"SELÇUK TÜRKLERİ BESMELELERİ" ÖRNEKLERİ

Ord. Prof. Dr. A. Süheyl ÜNVER
Fotoğraflar : Sami GÜNER

Kaynak : Kültür Bakanlığı Sanat Dergisi - Yıl :3
Sayı : 6 - Haziran 1977

Bugün İstanbul ve Türkiye kütüphanelerinde ve müzelerinde on beş bin kadar Türk minyatürü üzerinde yerli ve yabancı mütehassıslarca çalışıldığı, yeni yeni araştırmaların da ele alındığını memnuniyetle görüyoruz. Orta Asya Türk Medeniyetinin en eski minyatürlerini de içine alan bu çalışmalarda, Orta Doğu tezhipli ve resimli eserlerin de bilhassa yanlış yorumlarla bu sahada ilgilenenleri bıktıracak kadar, renkli basımleriyle yapılan yayınları bir hayli çoğaltmıştır. İstikbalin doğruyu mutlaka arayacak yeni yazarların tarafsız bir görüşle düzeltecekleri hatalar da artmıştır.

Milletlerarası sanat yazarlarının üzerlerinde durdukları konulardan hariçte bıraktıkları bir mevzuu bu yazımızda ele alacağız. Bunlar, burada renkli ve renksiz örneklerini göreceğimiz muhtelif yazı çeşitleriyle kitapların başına birer İslami tılsım gibi ve mutlaka uğur getireceğine inanılan ve hepsi değişik ve çoğu nefis bir surette yazılmış "Besmele - Bismillahirrahmanirrahim" ibaresidir. Gönlümüz isterdi ki bütün besmelelerin en güzelleri bir albüm halinde neşrolsun.

Elimizde bilhassa kırk senedir birer birer karıştırdığımız İslam resimli, tezhipli yazma kitaplarında rastladığımız besmelelerin en güzellerinden kerimem Gülbün Mesara ile vucüde getirdiğimiz koleksiyonlardan birkaç Besmeleyi bu münasebetle yazımıza almış bulunuyoruz. 

Aziz dostum Prof. Dr. Kampman'ın bunları Aralık 1968'de Enstitümüzü ziyaretinde gördüler, ilgilendiler ve sorduklarına şu cevabı verdi : Zaman zaman bunlardan pek azını Sanat Tarihi yazarlarının makale ve eserlerinde görebilmekteyiz. Her kitabın başına konan bu Arapça ibareyi, İslam alimleri yayınlarında mutlaka görürsünüz. bunların el ile çoğaltılmış nüshalarında en güzel örnekleri pek çoktur.

metinler çok defa Arapça olduğundan bu örnekleri "Islamic Art" yerine "Arabic Art"a sokarlar. Onun hangi memlekette, Müslüman ve Türk olan Orta Doğu milletlerine mensup hattat ve sanatkarların yapabileceklerini düşünmezler. Hala İslam umumi ismi içine alarak tasfiye yoluna gidilmeyen bir kanaatle çoğu onlarla alakalı olmamasından sırf Arapça ibarelidir diye "Arabic Manuscripts" arasında unutulur gider. 

Orta Doğu milletleri arasında en başta olan Türklerin ismi dahi anılmaz. Bunları buldukça Türklere aidiyeti bizce malum olunca hassasiyetle üzerinde durduğumuz bu gibi örnekleri toplamaktayız.

Vaktiyle ilmi eserler metin itibariyle Batı'da hep Latince yazılırdı. Avrupa milletlerinin istisnasız müşterek ilim dili olmuştur. Doğu milletlerinin Batı'daki gibi ileri şahsiyetleri de eserlerini Arapça yazarlardı. Arapça, Doğu'nun ilim dili idi.

SOME EXAMPLES of SELJUK (Besmele) CIPHERS 
by Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver 


Our subject is the usually little regarded ciphers or formulas to be found in many of the 15,000 or so manuscripts in Turkish museums. These ciphers, bearing the exclamation "Bismillahirrahmanirrahim" - " I write in the God the All - Merciful and All - Compasssionate", have the function of religous talismans illuminated and drawn at the beginning of Islamic manuscripts.

The Gülbün Mesara collection contains some of the finest examples of these ciphers, mainly from hand-written copies of Arabic and Persian manuscripts, by Turkish scribes and artists, and executed in Turkish - Arabic dialect.  

Writers of vernacular Latin in various European countries began to be distinguished bey their regional dialects in the XIV century. Turco - Arabic dialects may be distinguished in the same way.

 

On the Turkish Seljuk empire of central Asia and Iran, the language of cultural and economic transactions was mainly Persian, and Arabic to a lesser degree, so that vernacular Turkish dialects had a notable influence on the literature of the time, in those areas.

Hence, we have here some interesting examples; manscripts in which the text is in arabic or Perisan, and the decorated ciphers within them are seen to have been executed by Turkish artists, during the Anatolian Seljuk era.

Among them are:  

1- The cipher at the head of "Zahire-i Harezmisahiye" (1290) (Suleymaniye Library, Haghia Sophia No:3617), with Persian text, which is executed in the Kufic script in black ink, infilled with illuminated and gilged interlace (Rumi) containing Seljuk esglas and other birds. 
2- The cipher at the head of a "Commentary on the Traditions of the Prophet" of "Ebubekir bin ebi ıshak bin Mohammed bin Ibrahim ül güle badi essofi" in Kufic decorated with geometric forms. Executed in the XIII C, probably in Konya (Suleymaniye Umumi Lib. Yeni Cami 274)
3- A cipher in a "Collection of Pamphlets" in Arabic, dated 1129, in decorated Seljuk Kufic. (Suleymaniye Umumi Lib. Haghia Sophia 4824)

4- A Persian translation of "Observations on the Tasavvuf Mirsadul" containing a Cipher with decorated ground. The M.S. belonged to Emir Fahrul Hakkı ved Din in 1378. (Suleymaniye Umumi Lib. Haghia Sophia 2065)

5- The cipher on the first page of the medical treatise "Hidaye", which belonged to "Emir" in 1116, and was among the books in the private library of Hacı Ivaz Pasha Bin ahi Byazid (the architects - Suabsi- of the Green Mosque and tomb in Bursa) in 1411.

6- A cipher at the head of the "Kitab-us Shifa" of İbni Sina, the first volume, dated 1272-75, is in Arabic, by a Harput hand, completed by Eminuddin at Harput. (Suleymaniye Umumi Lib. No2442)

7- A headpiece and cipher in a Konya hand in the "Musannifek" (Compilation) of Molla Ali Bestani, written in Konya, 1455 (Suleymaniye Umumi Lib. Fatih 5004)

Zahire-i Harzemşah başındaki besmele. Ayasofya K. No: 3617 sen (1290). The "besemele" at the beginning of Zahire-i Harzemşah St. Sophia L. No:3617 year (1290)

Lakin XIV. asırdan itibaren İspanyollar, İtalyanlar, Almanlar, Fransızlar, İngilizler ve bu arada Hollandalılar, yazılan eserlerdeki dil Latince ama, müellifleri bizlerdendir demeğe başladılar. Bu çok mülayim karşılandı. Mensup oldukları milletler gösterildi. Lakin Latince yazmışlardır, dendi. Doğu şimdilik böyle bir iddiada bulunmaktan, yeniden kıyamet koparılmasın diye ileri gidemiyor. 
Bu hak, Türklere, maalesef Batı'da Haçlı Seferlerinin aleyhimize asırlarca ve hala yürütülen manasız etkileriyle asla verilmek istenmez. Metin Arapça ise bunu İslam dünyasına değil, Araplara ısrarla bağlarlar.

İslam olan yalnız Araplar değildir. Bütün Orta Doğu milletleri de vardır. İlim dili olan Batı'daki Latince gibi, en çok Doğu'da işlenmiş ilim dili olan çok güzel Arapça kullanıldığından, sırf bu yüzden yalnız bu millete mal edilir. Müşterikler İslamic Mecidine, Islamic Arts, Islamic Calligraphy yerine bu sebeple Arabic Medicine, Arabic Arts, Arabic Calligraphy diye yazar dururlar. 

Orta Çağ'da, Orta Dou'da muazzam bir Türk Selçuk İmparatorluğu vardı. İlim dili kısmen Arapça, daha çok Farsça olmasından ve bu dilleri eserlerinde kullanan Orta Asya Türkleri bugün bile, kısmen şimdiki kendi hudutları arasında olsun olmasın muazzam Orta Asya ve Orta Doğu Türk ve Selçuk medeniyetinin tümü, Batılı yazarların gayretkeşliği ile bugünkü İran'a bağlamışlardır. Hatta halk ve sanat dili değil, resi dil ve bazı neşriyat Farsçadır diye Türk asıllı müfekkirlere kadar cümlesini İranlı telakki etmek te, Batılılar hala bilir bilmez ısrar etmektedirler. 

Bunun Batıdaki ilim zihniyetine serd ettiğimiz hususlardan, uymaması gerekir. Doğu'da da aklı selim ihmal olunarak bu yanlış benimsemeler devam edip gitmektedir. Bu işle alakası olan Orta Doğululardan Türkler, bu sebeple literatüre alınmamaktadır. 

Fatih devri alimlerinden Musannifek diye meşhur Ali Bestami eseri başında: 1455 tarihli, Konya'da yazılmış besmele. Konya tezhibi ile Fatih K. No: 5004
The "Besmele", written and illuminated in Konya, at the beginning of the work of Ali Bestami, known as musannifek, a scholar of the Fatih era. Dated 1455. Written in Konya with Konya gilding style. Fatih Lç No. 5004

Her memleketin aynı asıldan bile olsa dillerinde farklar vardır. Batı'da Latince lehçelerinde ve gramerlerinde ne kadar değişiklikler görülür. Türklerde Doğu'da "Batı'da bugünkü İngilizce gibi" ilim dili olan Arapçayı, Arap Arapçasıyla değil, Türkçe düşünerek bazen karışık tertiplerle sonradan öğrendikleri Arapça ile adeta eğreti bir kullanışla yazarlar. Bunları fark etmek güç değildir. 

Batıda Latince yazanların artık mensup oldukları memleket ve milliyetlerinin taksimi yapılmıştır. Hala ufak tefek, bazen de vahim olarak bizdendir, sizdendir diye münakaşalar da bulunulduğu okunmakta ve işitilmektedir. Doğuda bu yalnız iki milletin, Arapların ve yalnız İranlılara mal edilen Acemlerin inhisarı altındadır. Bunun daima aleyhimize olan Batılı müdafileri, milliyetleri asla nazarı itibare almayarak, metin Arapça ise Arapların, Farsça ise İranlıların der veya yazar dururlar. Batıdan misal getirildi mi kıyametler kopar. Amma hakikat ortaya konmalıdır. İşte bunun binde bir misali, metin Arapça amma bu besmeleleri yazan Türklerdir. Bunu hala hisleriyle hareket eden Doğululardan ziyade, batının hakşinas mütefekkir yazarlarından bekleriz. 

Batı ilim ve sanat alemi için doğu olan, Doğu için niçin doğru olmasın?

İslam dünyasında, çeşitli el yazmalarıyla nefis olsun olmasın, bugün bütün dünya kütüphanelerine yayılan Türkçe, Arapça ve Orta Doğu dillerinde yazılan Manuskriplerin başlarında mutlaka besmele bulunur. Bu, Müslüman Doğu terbiyesince çok rabıtalı ve uğurlu bir başlangıçtır. 

"Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla başlarım" anlamına gelir. 

Gördüklerimden nefis olanlarının sayısı yüzleri geçer. İçlerinde Anadolu'da Selçuk Türkleri zamanında yazılmış kitapların başlarında gördüğümüz birkaç nefis ve Türk süsleme sanatımızın mazisine mal edilmesi lazım gelen, lakin bu yazımızda pek azından bahsedebileceğimiz işte birkaç misal: 

1- Zahire-i Harezmişahiye başındaki besmele. Kufi tarzında, siyah mürekkeplidir. Aralarında altun ile renkli Rumi (*) denen Selçuk kartalı ve kuşların kanatları ve vucütlarının teferruatleriyle stilize edilmiş süsler vardır. Farsça yazılmıştır. Tarihi Rabiyyül-evvel 689 (1290)

Mükemmel bir temellük kitabesi vardır. Halen bu eser İstanbul'da Süleymaniye Kütüphanesine nakşedilmiş ve Ayasofya kitapları arasında No.3617'de durur.

2 - "Ebubekir bin ebi İshak bin Muhammed bin İbrahim ül güla badi essofi"nin Peygamberimizin hadislerinin manaları adlı eserin başındaki Kufi ve Hendesi şekli besmeledir. Baş iki sahife geçmeli ve XIII. asra aittir. Harap olmuştur. Son kısım ilavedir. Yazıldığı yer ve tarihi kayıtlı değilse bile biz, bu tezhibin Konya'da yapıldığını mukayeselerimizden bulmaktayız. Halen Süleymaniye Umumi Kütüphanesinde Yeni Cami K. kitapları arasında No. 274'tedir.

Emir Fahreddin Hususi Kütüphanesi için yazılmış "Mirsadül ibad" adlı eserin başındaki besmele. Yıl 1378. Ayasofya K. No: 2065. The "Besmele" at the beginning of the "Mirsadül Ibad" copy which written for the Private Lib. of Emir Fahreddin. Ayasofya L. No: 2065 year (1378)

3 - Bir Risaleler Mecmuası içinde, Üçüncü Risale başında, Rabiülahır 523 (1129) da yazılmış, 66-137 A varakları arasında Arapça eserin, Selçuk kufiyesiyle besmelesi. Halen Süleymaniye Umumi Kütüphanesinde Ayasofya K. No. 484'te bulunmaktadır.

4 - Tasavvuftan Mırsadül İbad. Farsça. Başında bitişik harflerle zemin süslü besmele.  Büyük emirlerden "Fahrül Hakkı ved Din" Hususi K. Temellük kitabesi var. Tarihi Rabiülhahır. Yıl 780 (1378) Süleymaniye Umumi K. Ayasofya K. kısmında No. 2065'de bulunmaktadır.

Tıpdan Hidaye kitabı başındaki besmele. (1116) tarihli Emir İnanç Alp Tuğrul bey Hususi K. nüshası Fatih K. No. 3646 The besmele at the beginning of "Tıpdan Hidaye" the copy for the Private L. of Emir Inanç Alp Tuğrul bey. Fatih L. No: 3646

1129 tarihli besmele. Ayasofya K. No. 4824 Historical "besmele" St. Sophia L. No. 4824 year 1129

5 - "Tıbdan Hidaye" kitabının birinci cildi. Muharrem 510 (1116) yılında Türk emirlerinden Emir'in hususi kütüphanesine ait temellük kitabeli eserin besmelesi. Bu kitap 814 (1411) de Yeşil Türbe ve camii mimarı Hacı Ivaz Paşa bin ahi Bayezıd Subaşı el Hızır Danişmendi'nin hususi kütüphanesine geçmiştir. Eser, Farsçadır. Halen Süleymaniye Umumi K. Fatih kısmında No. 3646'da bulunur. Buharalı Ebubekir Rebi' hattıyla çizilmiş nüshadır.
6 - İbni Sinan'ın "Kitab-üşifa" eseri birinci cildi başında 671 (1272)de Merage'de başlayıp 674 (1275) de Harput'ta Emüniddin hattıyle tamamlanan nüshasının Kal'atür Rum'da "Erzurum"da tamamlandığı Hekim Buhtunnasir bin Şem'un el Mutatabbib şerhinden öğreniyoruz. Eser, Arapçadır. Başta Selçuklu besmelesi bulunmaktadır. Aynı zatın hususi kütüphanesine girmiştir. Süleymaniye Umumi K. kısmı No. 2442, temellük kitabesi zamanı Harput Türk tezhibiyledir. (**)

7 - Fatih devri alimlerinden Musannifek diye meşhur Molla Ali Bestami'Nin Konya'da ilen 858 (1454) de Meram'da yazmayağa başlayıp bir yıl zarfında 859 (1455) de bitirdiği eserdir. Bu kitabını 829 (1426) da Herat'ta bulunurken telif etmeğe başladığını yazar. Konya tezhibiyle bir başlık ve ortasında bir besmele vardır. Eser, Süleymaniye Umumi K. Fatih K. kısmı, 5004 no'da bulunmaktadır. Diğerleriyle beraber Fatih zamanı külliyesi kütüphanesine vakfettiği kitaplardan 726 varak kendi el yazısıyledir. Cildi Konya'da yapılmış ve kap iiçi soğuk damgalıdır.
(*) Buna da yanlışlıkla Arabesque derler. Araplarla bunun ilgisi yoktur. Kuş kanatlarının ve vücudunun muhtelif kısımlarının stilize edilmesi ile yapılmışve Orta Doğu'da en güzel örnekleri vucüde getirilmiş bir tarzdadır. Buna Doğu'da Rumi derler. Rum "doğrusu Rom" Roma İmparatorluğundan gelme bir addır. Bunu şimdi Greek diye tercüme ediyorlar ki alakası yoktur. Vaktiyle Arapalr Anadolu'ya Rum demişlerdir. 

(**) Bu nüsha diğerleri gibi Fatih Sultan Mehmed ve İkinci Sultan Bayezid hususi kütüphanelerine girmiştir. 

© 2017 Lcn TuvART Kültür ve Sanat Sitesi - Tüm Hakları Saklıdır.