GÜNEŞ DİL TEORİSİ

January 3, 2018

Google arama motoruna ‘Güneş Dil Teorisi’ yazdığınızda hemen karşınıza Ekşi Sözlükte yapılan açıklamalar gelir. İlk ifadeler şu şekildedir:

 

Hypothermia - Tarih 08.06.2001 - Saat: 18:43

 

cumhuriyetin ilk zamanlarinda yeni gelen milliyetcilik gaziyla ortaya cikan abuk bir dil-tarih tezi. bu teze gore su an dunya ustunde gordugumuz bir cok irkin turklerden gelme, bir cok dilin turkce kokenli oldugu iddia edilmistir.  sunun gibi komik iddialar yapilmistir:
 

"türkler, tarihten çok eski zaman evvelden beri mısır’da yerleşmiş ve tarihe yakın devirleri orada yaşayarak mısır medeniyetini kurmuş ve tarih devirlerini açmıştır. mısır’da ilk medeniyet ve tarihi devlet, türkler tarafından kurulmuştur." turkuz, ya suyunu cikartacagiz olayin....

 

Raziel - 05.05.2003 Saat: 10:35

Türk Tarih Tezi ile beraber gitmesine rağmen iç içe geçirilen, çorba yapılan teori

 

16.05.2003 18:24 amorphis

Atatürk'ün başlattığı bir proje değildir. Atatürk "Türk kültürünü ve tarihini araştırın, tarihimizdeki ihtişamlı şeyleri ortaya çıkartın" demiştir. yardımcıları da "hım şöyle külliyetli bişey yapalım paşa da sevinsin" diye ata ata güneş dil teorisi'ni ortaya atmışlardır. Atatürk bunu görünce "böyle saçma şey olmaz, gidin adam gibi bir araştırma yapın" diyerek projeyi uzaklaştırmış, lakin kendisinden sonra bir dönemde proje hortlatılarak üzerinde "çalışılmaya" devam edilmiştir...

 

Deoksiribonukleotit - 28.02.2004 Saat: 20:13

teoriye göre dünya üzerindeki ilk kelime "a" imiş ve güneş demekmiş ve de türkçe imiş. diğer bütün diller sözde bu kelimeden türemiş olduğu için aslında bütün kelimeler türkçe sayılırmış

 

Chanandler bong - 05.01.2005 Saat:23:06

genel olarak bakilirsa turklere ozgu, "turksun di mi" esprilerine gebe bir teori degildir gunes dil teorisi. milliyetciligin kitabini yazan bati ve batidan cikan pek cok dusunur, sifirdan millet bilincinin yerlestirilmesi icin mustakbel milletlerin bu gibi teorilere, ideologlara ihtiyaci oldugunu savunur. (bkz: ziya gokalp) ha mantikli midir gunes-dil teorisi, orasi tartisilir, ama zaten milliyetcilik mantikli bir ideoloji midir, tartisilirken bunun da dusunulmesi gerekir.

 

Olduğu gibi aldım. 
Neden?
 

Çünkü Türkçe yazım kurallarından ve doğru Türkçe cümle kurmaktan, baştan sona okunduğunda Türkçe yazıldığı halde ne dediğiniz zor anladığınız bir ifadeyle yazılan bu yazılar; her şeyden önce bir utanç sebebidir. 
 

Sonrasına gelince; başlıklar ilginçtir. Mesela ‘Milliyetçilik mantıklı bir ideoloji midir’ diye bir ana fikre dayamış arkadaş açıklamalarını. Biz de soralım o halde. Milliyetçilik mantıklı bir ideoloji değilse Atatürk neden milliyetçiydi? Mantıksız olduğu için mi? Fransızlar neden milliyetçi? Japonlar, Almanlar, millet olmadığı halde milliyetçi olan Amerikalılar, hatta ve hatta Ruslar neden milliyetçidir? Ruslar, komünizmin merkezi olmayı başarmışken neden dış siyasette hiç enternasyonal uygulamalar yapmamıştır? Çin, komünist olduğu halde neden faşisttir? Hollanda neden milliyetçidir? İngilizler neden milliyetçidir? İngiltere neden katı bir milliyetçi anlayışa sahiptir? Mantıksız oldukları için sanırım. Oturup gülelim.

 

İkinci mesela’ya bakalım; ne diyor arkadaşımız: ‘ilk kelime a imiş’. A konusu; mevcutta AT tamgasıdır, anlamı da Güneş demek değildir. A ile başlayan Etrüsk Türk alfabesidir. İlk kelimeler AŞ ve ON, ilk cümle ise AŞ EL AT'tır. (Tek) Tanrı inancındaki halkın Tanrıya AŞ (ulaşma) ması demektir. Bulunduğu yer Oral Dağlarındaki Şölgentaş Mağarasının duvarıdır. Tarihi ise milat öncesi 14.000 yıldır. 

 

Bir diğer mesela’ya gelince ne demiş arkadaşımız: ‘Güya Mısır’a gitmişiz de Mısır medeniyetini kurmuşuz, Türküz ya suyunu çıkaracağız olayın.’  Bu bilgi, konunun suyunu çıkarmakla ilgili olmadığı gibi Güneş Dil Teorisi ile de ilgisi yoktur. Keza Mısır az gelir. Atatürk döneminde yazılan Tarih ders kitaplarının üçüncü baskısı 1932 baskılı olup, Atatürk’ün onayı ile okullarda okutulmuştur. Bu kitapların ilkinde Mısır, Hint, Avrupa, Çin, Anadolu medeniyetlerinin kökünün Türk olduğu anlatılmaktadır. Hatta nerede bir medeniyet varsa orada mutlaka bir Türk grubunun etkin olduğu ifade edilir.

 

Birkaç satır sonra Hint – Avrupa konusuna dil açısından bakacağız. Ama ondan önce Güneş Dil Teorisi hakkında bir gelişmeden bahsetmek zorundayım.
 

Çünkü bir grup sayfası olarak sosyal medyada,  tabiri caizse kapıp teperek, insanları tepeleyerek, çemkirerek bir şeyler yapmaya çalışan bir baba ve oğul ilişkisini inceledim. Babanın tavrı ile öğrencisi olan (oğul diyorum ona, biyolojik olarak sanıyorum ki değil, belki aynı kişidir bilemeyiz, sanal ortam sonuçta) kişi de ‘Boynuz kulağı geçer.’ edasıyla çıtayı daha da yukarı çıkarmış. Saygı ve terbiyeden yoksun kişilerin Türk ve Türklük adına bir şeyleri savunması kadar içimi acıtan başka bir şey yok.

 

Keza TÜRKÜN alamet-i farikası; ahlakıdır. Bu ahlakın ilk satırında ise SAYGI yazmaktadır.
 

Henüz bundan bile haberi olmayanların Türklük adına ağzını açmasından rahatsızım.
 

Şimdi çemkirecekler bize, zaten amaçları o. Çemkirerek bir yol bulmak. Bundan da amaç edindikleri nihai noktayı şimdi aktarıyorum ve sadece iki cümleye yer veriyorum. Birincisi Türkçe seviyelerine ışık tutuyor. Diğeri ise nihai ulaşım noktasına…
 

Birinci cümle : ‘Allar pullar, İSA'nın GÜNEŞ'i gölgelerkenki gülümsemesindeki gibi sana gülerek ve sevgiyle bir bakış atar.'

 

İkinci Cümle : 'İntihalciler, fikir ve emek hırsızları için söylüyorum, hazıra kondunuz; hiçbir bedel ödemediniz. Emeksiz eser olmaz. Dahası, hiçbir fikriniz bile yok. Güneş Dil'i bilmiyorsunuz. Şahsi çıkarlarınız için ve kötü amaçlı kullandınız. Yasalar çerçevesinde, hesap soracağız.'

 

Aslında her ikisinde de doğru Türkçe seviyesi oldukça zayıf. Günlük kullanıma ait ifadeleri dahi doğru kullanılmış bir halde göremiyoruz. Nihai noktayla ilgili ikinci cümlede ise şu soruların ucu açıktır:
 

-          Fikir ve emek hırsızları ifadesi neyi betimler? Keza fikrin Atatürk’e ait olduğunu belirtip fikrin sadece size aitmiş gibi davranmanızın nedeni nedir?

-          Fikirlerinizi çalıp eserler (!) üretenlere olan hıncınızı anlayabiliriz. Fakat amacınız nedir? Keza bilgi paylaşımı ise bırakın her koldan paylaşılsın. Bilgiyi insanlara öğretmek değilse amacınız, siz tam olarak ne yapıyorsunuz? Bütün çemkirmeler, siz bilmiyorsunuz, bir fikriniz bile yok diyerek insanları aşağılamanızdaki gaye; sektörü tek elde tutma gayreti midir?

-          Hiçbir bedel ödemediniz derken? Nedir konu? Bizler Türkçüler olarak yeni arkadaşlarımızın bizden daha hızlı olmasıyla en fazla gurur duyarız. Onların bizim kadar bedel ödemek zorunda kalmadan ortada ayan beyan fikir ve eylemlerini yürütebilmelerinden onur duyarız. Siz yetiştirici misiniz sadistçe insanlara ‘sen daha bir bedel ödemedin, şurada biraz kamçılan!’ mı diyorsunuz? Sorununuz tam olarak nedir?

 

Ve bu grubun Güneş Dil Teorisini inceleme biçimine bir örnek vermek istiyorum. 

İncelemeler hep İngilizce kelimeler üzerinden veriliyor, çünkü sadece İngilizce biliyorlar ve Nuh ‘Noah’ şeklinde yazılıyorsa bu kelime, bu ikiliye göre şudur: HAN O.
 

Nasıl mı oldu?
 

Kelimelik mantığına göre oldu.
 

Bütün açıklamalar bu şekilde. Keza biliyorsunuz Kelimelik oynarken bazı harfleri kullanmazsınız. Mesela yine bu ikiliye göre  ‘Hazreti’ kelimesinin Güneş Dil Teorisindeki aslı AZ ER.
 

Dolayısıyla Hazreti Nuh’un Güneş Dil Teorisine uğramış hali; AZ ER HAN O’dur.

 

Buyurun buradan yakın.

 

Aynı zamanda bu kişiler Kazım Mirşan’a hastalık seviyesinde karşı oldukları gibi Rahmetli Mirşan’ın ortaya koyduklarına da Mirşanizm diyerek dalga geçmektedir.

 

Halûk Tarcan’ın ‘Türkçe araştırma yapabilmeniz için 41 Türk lehçesinden en az birini ve daha fazlasını bilmeniz gerekir. İngilizce dil, kaynak tarama yapmanıza yardımcı olur ama yazıtları İngilizce ile okuyamazsınız. Yazıtları okuyamazsanız araştırmanız yanlış gidiyor demektir.’ demesine de yine alaylı bir şekilde ‘ay en az 9 dil bilmemiz gerekirmiş, hadi oradan bize Güneş Dil yetiyor!’ diye kendilerince bir havalar girmektedirler.

 

Dünyadaki ciddi dil ve kültür tartışmalarına bir nebze ışık tutmaktan yoksun bu açıklama ve zorla açılmaya çalışılan (belki ünlenirler bu sebeple) tartışma ortamı üzerinde daha fazla durmaya gerek görmeden; Halûk Tarcan’ın hayatımıza kattığı büyük bir gelişmeyi aktarmak istiyorum. Keza bu gelişme, tarafımızca duyulmasın diye Batı’da büyük bir sessizlik hâkimdir. Ama yasal bülteninizde yayınladığınız makaleden haberimiz var ve sizi tebrik ediyoruz!

 

Bizce de Hint- Avrupa dil teorisi bir KURAMDIR!

Çok haklısınız!

 

Ve ilgili araştırma merkezinin ifadelerine Halûk Tarcan’ın yazdığı iki numaralı kitaptan aldığımız bölümle yazımızı bitirelim.

 

HALÛK TARCAN : Hint-Avrupa dillerinin bir türlü kökeninin bulunamamış olması da bu şekilde ortaya çıkmış bulunuyordu. Bu konuda mutlak surette haklı olduğumuz Centre Nationa de la Recherche Scientifique (Bilimsel Ulusal Araştırma Merkezi, C.N.R.S., Fransa)in Eylül 2000 tarihli ve 386 sayılı haber bülteninin 8. Sahifesinde verilen açıklamalarla aydınlığa kavuşmuştur. Aşağıya bu bültenden bizi doğrudan ilgilendiren paragrafları alıyoruz:

 

‘… Yirminci yüzyılın önemli bir bölümünde arkeoloji, dil bilimi ve nüfus genetiği disiplinleri, her biri kendi yollarını çizdiler. Kendi yöntemlerini belirlediler. Kendilerine özgü hedefler belirlediler ve kendi bulgularını elde etmeye çalıştılar. Son on yılda ise Anglo-Sakson ülkelerde bu iç disiplini bir araya getirmek için büyük çaba harcanmıştır. Bu çabalar İngiliz arkeolog Colin Renfrew tarafından YENİ SENTEZ olarak adlandırılmıştır. Bu alandaki çalışmalar, önceki yüzyıl çalışmalarını önemli ölçüde geride bırakmıştır. 

Genetik uzmanları ve dil bilimcilerce yürütülen ortak çalışmalar (örneğin Stanford Üniversitesindeki Cavalli-Sforza, Greenberg ve Ruhlen), insan grupları arasındaki genetik bağların, diller arası bağlara paralel olduğunu göstermişlerdir. Gerçekten de dünyanın bir.ok yerinde (Afrika, Avrupa, Çin vb) biyolojik dağılımı ve dil dağılımı arasında önemli paralellikler saptanmıştır.

 

Bunun sonun olarak, dil bilimi alanında, dil tipolojisi ve dil sınıflandırması hakkında, yeni hipotezler zorunlu olmuştur. On sekizinci yüzyıl sonları ve on dokuzuncu yüzyıl başlarında, dil bilimcilerce ortaya atılan Hint-Avrupa dilleri karşılaştırmalarının, tamamıyla yalanlanma zorunluluğu ortaya çıkmıştır.

 

Birkaç hipotez, dillerin birkaç üst-aile olarak guruplandırılmasını öngörmektedir (Avrasyatik, Dene-Kafkas, Nostratik, Nilo-Saharan, Amerindien, Hint-Pasifik, Avustrik); BÖYLECE ÖRNEĞİN HİNT-AVRUPA GURUBUNUN KENDİSİ ALTAY GURUBU DİLLERLE, AYNI ÜST AİLENİN DALLARI OLMAKTADIRLAR Kİ FRANSIZCA VE TÜRKÇE VE MANÇUCA GİBİ BİRBİRİNDEN FARKLI DİLLER, BU ÜST AİLE İÇİNE GİRMEKTEDİR.’

 

Yani diyor ki; henüz Türk diyemiyoruz. Öbür kulağımızı, kapının kulpundan dolanarak tutup ifade ediyoruz ki Altay denilen ve aslı Türk olan dil ile Türkçe dediğimiz dilin kökü bizim de kullandığımız dilin ORTAK ATASI!

 

Sonra ekşi sözlükte kalem savursun birileri ki ‘İlla Türküz ya abartıcaaaz olayıııı, zaateeaan milliyetçilik de mantıklı mı kiiiieeee!’

Bu sayfalardan çıkan teorisyenler de işte malumunuz.

 

Velhasılı efenim, ne diyor C.N.R.S?
Bizim konuştuğumuz dille Türkçenin çatısı aynı. Türkçenin çatısı Türkçe olduğuna göre?

 

Daha bu kafaların ortaya attığı bir de Kürt dili konusu var ki; inanın artık hiç uğraşmak zorunda hissetmiyorum kendimi. Gülüyorum geçiyorum.
 

Güneş Dil Teorisine gelince; Atatürk’ün çalışmaları olan eskizleri görmeden hiçbir şeye itibar etmiyoruz. Keza O’nun ‘ortak dil’ üzerinde çalıştığını biliyoruz. Atatürk’ün teorisi diye ortada konuşanlardan ise kelimelik seviyesini aşmalarını ümit ediyoruz. Çünkü uluslar arası arenada kimse oyun oynamıyor.

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Tanıtılan Yazılar

TANRININ KUTSALI TUVA

January 3, 2018

1/1
Please reload

Son Paylaşımlar