KUTSAL TUVA KİMİNDİR

January 3, 2018

Önceki yazılarımızda bahsettiğimiz TUVA, Türkçe bir kelimedir dedik. 
 

İbranicede ve ilgili halk arasında; Arapçada ve yine ilgili halk arasında yaşamıyor olmasını da buna bir ispat olarak gösterdik.
 

Ne bir kişiye, ne bir güne, ne bir yere; İbranilerde ve Araplarda ad olarak verilmemesi ve bu sebeple yaşamamasını da bir diğer ispat olarak kullandık. 
 

Hem ad olarak, hem yer adı olarak, hem de başkaca kelimelere türeme açısından ön ayak olmasını da TÜRKÇE olmasında yardımcı bilgiler olarak kullandık. 
 

Ancak anlam karmaşası içinden henüz kolaylıkla ellerimizi sıyırıp çıkabildiğimiz bir hamur değildir TUVA.
 

Çünkü kutsallığına yönelik dayanak olarak ele aldığımız Kutsal Kitap, birçok dini ve siyasi kesimlerce müphem görülmektedir.

Biz ise burada ne bu kutsal kitabın müphemliğini ortadan kaldırmakla kendimizi yükümlü kılıyoruz, ne de müphemdir diye bir çaba güdüyoruz.
 

Bizim söylemlerimizin ana fikri şudur:

TÜRK, dünyadaki tüm medeniyetlerde, kültürlerde Halûk Tarcan hocamızın söylemiyle ‘DİP KÜLTÜR’dür.  Türkler her yerdedir ama herkes TÜRK değildir! Sadece TÜRKLER TÜRKTÜR!


Bu ne demektir?
 

Bir dinde, bir yaşam öyküsünde, bir düşünme biçiminde başlangıç noktası ve ivme kazandığı tüm güç gerektiren köklü sorunlarda TÜRK devrededir. 
 

TÜRKLER, medeniyeti bir tahtaya yazıp kenara çekilmiş değillerdir. Bizzat başöğretmenliğini yapmış ve uygulama esnasının hemen her safhasında bulunmuş ve yerli halkların gelişimine katkı sağlamıştır. 
 

Bu esnada tercihi sebebiyle Türklüğünü günlük söylemlerde sürdürmüş ya da sürdürmemiştir. Ama kendi kültürünü de tıpkı aktardığı yerli halklar gibi kesinlikler sürdürmeye devam etmiştir.
 

Hikâyemizin başlangıç noktası dediğimiz TUVA kelimesinin Kuran’ı Kerim’de olması sebebiyle bakışlarımızı bu kitaba daha yoğun bir biçimde çevirdik. Elbette ki bu kitap, bizlere sanıldığının aksine dinden başka da şeyler söylüyordu. Kitabın güvenilirliğini tartışadursunlar, ben böyle bir detay şimdiye kadar diğer kutsal kitaplarda görmediğim için Kuran’ı Kerim’i elimden düşürmemeyi tercih ediyorum.
 

Bu noktada da İslam dininin savunucuları ile karşı karşıya geliyoruz. Hoş, karşımıza çok da çıkıp ciddi sorular henüz soramadılar. Çünkü eğitim biçimi gereği ezberci olduklarından, ezber bozan bu konuda çok fikir yürütemediler. Sadece şu kutsallık konusu biraz irdelendi. Dendi ki; madem öyle kutsal bir yer var; neden bundan kimsenin haberi yok? Üstelik o yer, nerede?
 

Biz de tam olarak yıllardır bu soruyu soruyoruz zaten. O yer neresi ve neden kimsenin haberi yok?
 

Bu noktada bir yanlışlık mı var da diyemiyorlar, çünkü o zaman Kuran’a laf etmiş olacaklar. Yoktur da diyemiyorlar, çünkü mideleri kabul etmiyor karşılarına çıkan sonucu. 
 

Arap değil, İbrani değil, peki bu TUVA KİM?
 

Üstelik Kutsal vadiymiş; kimin kutsalı bu?
 

Alenen dillerine alıp soramadıkları soruyu biz sorabilir ve cevabını arayabilir, hatta ve hatta bulabiliriz. 
 

Çünkü Ta-Ha suresininin ilk 12 ayetini şimdiye kadar kısmet açma, evlenme dilekleriyle okuyan Müslüman kardeşlerimiz; birden bire TÜRKLE karşılaşınca elbette soğuk bir duş aldılar.

 

TÜRK değildir o, başka bir şeydir diye kıvırdılar. Biz de soruyoruz? 
 

PEKİ, TUVA NE’CEDİR? KİMİNDİR? 
 

Kuran’ın belli bir terbiyesi, ölçüsü ve konuyu aktarma biçimi yani edebiyat anlayışı vardır. Bu anlamda oldukça da güçlüdür. 
 

Mesela bu ölçülerden biri şudur:

Diyelim ki Cehennemin bir katını anlatıyor dinleyenlere ve dinleyenler, o güne kadar bilmedikleri bir terimle karşılaşıyor. Kuran, bu noktada edebi olarak şöyle yaklaşıyor: ‘’Nedir bu, bilir misin? O, işte tam olarak şudur.’’
 

Evet, Kuran ortaya koyduğu çok terimi kendiliğinden açıklar. Nedir o biliyor musun diye sorar eğer ifade olunan yeni bir terimse. Dinleyenin bilmediğini bildiği için sorar ve cevabını verir.
 

Ama TUVA için Kuran’da böyle bir soru yok.

Örneği uygulayalım:

‘Ey Musa, ben senin Rabbinim, çıkar çarıklarını çünkü Kutsal Vadim TUVAdasın. SEN TUVA NEDİR BİLİR MİSİN? O BENİM KUTSALIMDIR; VADİMDİR.’’ Diye bir ifade görmüyoruz. 
 

Nasıl bir ifade görüyoruz?

Ayeti aynen alalım:

“İnnî ene rabbûke fehla' na'leyk inneke bil vâdil mugaddesi Tuva”

Mukaddes, yani Kutsal Vadi Tuva diyor. 
 

Peki, KUTSAL ne demektir?
 

Türk Dil Kurumunun internet üzerinde bulunan sözlüğündeki sorgulamamıza göre aşağıdaki bilgileri alıyoruz:

Kutsal

sıfat, din b. (***)

1. sıfat, din b. (***) >> Güçlü bir dinî saygı uyandıran veya uyandırması gereken, kutsi, mukaddes

2. Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen, kutsi, mukaddes, lahut

3. Bozulmaması, dokunulmaması, karşı çıkılmaması gereken, üstüne titrenilen

4. Felsefe >> Tanrı'ya adanmış olan, tanrısal olan
 

Tanrıya adanmış ya da Tanrısal olan. 
Dini saygı uyandırması gereken.
Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede kutsi.
Dokunulmaması, bozulmaması, karşı çıkılmaması gereken, üstüne titrenilen…
 

Nedir o?

TUVA.
 

Kutsal Tuva.

Kutsal Vadi Tuva?
 

Nerede o?

Henüz bilmiyoruz.

Adıyaman’da bir tane var ama…

Henüz ziyaret etmediğim için şimdilik sözlerime burada son veriyorum.
 

Çünkü Musa peygamberin Sibirya bölgesine deveyle kısacık bir sürede ailesiyle birlikte gitmiş olma ihtimalini düşünmedik değil ama o günkü şartlara bakınca bunun imkânsızlığını kabul ettik.
 

Demek ki TUVA KUTSAL VADİSİ, Musa’nın devesiyle ve ailesiyle birlikte gidebileceği kadar bir mesafe içindeydi. 
 

Ancak su götürmez bir şekilde şu gerçek ki; Kuran’ın sahibi, Musa’nın Rabbi; alenen Müslümanların kitabında şunu diyordu: 
 

TUVA BENİM KUTSAL VADİMDİR.

BENİM KUTSALIMDIR.

BENİMDİR.
 

Dokunamaz, bozamaz, karşı çıkamazsınız. Hatta o bölgeye geldiğinizde de peygamber bile olsanız pabucunuzu filan çıkaracaksınız. 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Tanıtılan Yazılar

TANRININ KUTSALI TUVA

January 3, 2018

1/1
Please reload

Son Paylaşımlar

June 7, 2018