KÜLTÜR NEDİR

January 3, 2018

1950’li yıllarda tüm dünyadaki insanlar radyonun düğmesini bükmeyi ve bir cihazdan ses çıkmasını sağlayan bir davranışı öğrendiler.
 

Bugün dedelerimiz olan o kişiler ve onların çocukları olan anne – babalarımız; 70’li yıllarda televizyonun düğmesine basarak bir cihazdan görüntü ve ses çıkmasını sağlayan başka bir davranışı daha öğrendiler.
 

Bizler 80’lerde henüz beş altı yaşlarındayken uzaktan kumanda ile bu cihazları kontrol edebilmeyi öğrendik.Bugün bizim çocuklarımız ‘Anasının karnında öğrenmiş gibi elektronik cihaz ustası olarak’ dünyaya geliyor ve dedelerimiz diyor ki: ‘Daha ben bunun düğmesine basmayı beceremiyorum, bu çocuk bunları nereden öğrendi; hem de bu yaşta!’

 

Cevabı basit.

 

Bilimsel ifade ile şöyle diyelim: BİLGİ AKTARILIR.

 

Yani, gen olayı sıradan bir kodlama sistemi değildir.

Genler sadece bir millete ad olması üzere icat olunmuş tanımlamalar da değildir.

 

Bilimsel ifadede yer alan ‘Bilginin aktarılması’; dünyaya bakış açısından tutun da beslenme alışkanlıklarına varana kadar karşınıza çıkan her türlü bilgiyi kapsar.

 

Buna biyoloji dilinde ‘Soyaçekim’ diyorlar.

 

Biz ise ‘Cinstir çeker’ der ve konuyu kapatırız.

 

Soy, bizlerde önemlidir.

 

Önemli olan konu; o soyun bilgi dağarcığı ve o bilginin o soy tarafından nasıl kullanıldığı; kısaca kültürüdür. Fakat bunları bugün kafatasçılıktan tutun, kibirli olmaktan çıkın her türlüsüne yoran var.

 

Oysa ki sadece 60 yıl içinde sadece üç kuşak sonrasında doğan çocuklardaki ortak davranış biçimini anlattık ve gördük ki sadece 60 yılda, sadece 3 kuşak ile, üstelik birinci kuşak henüz hayattayken gözle görülen değişiklik; tam olarak bir kültürdür.

Bilgi, bir dağarcığa dönüşmüş, bu bilgi dağarcığı da bir davranışa dönüşmüş ve kişiler bu davranış biçimini yaşamın içine almıştır.
Bu noktada 60 yıla kıyasla binlerce, on binlerce ve milyonlarca yılı tasavvur edebiliyor musunuz?

 

Dünya genelinde gerçekleşen bu kültür, zamane gençliği diye ifade edilse de dünyanın ortak kültürünü ifade eder.

Yani kültür, ortak öğrenim ve edinimlerle, davranışa dökülen, uygulamaya alınan etkinin ta kendisidir.

 

Bu sebeple TÜRK KÜLTÜRÜ dediğimiz zaman akla ne Asya, ne Anadolu, ne Avrupa gelmemelidir.

 

TÜRK KÜLTÜRÜ dediğimiz zaman, yaklaşık olarak birkaç yüzyıl öncesine kadar, tam olarak, TÜM DÜNYA gelmelidir.

 

1000 yıl önceki tüm dönemlerde bu sebeple ‘Nerede bir medeniyet varsa bunun dip kültürü TÜRK’tür’ dememiz de tam olarak buna bağlı bir ifadedir.

 

TÜRK KÜLTÜRÜ, dünyanın her yerinde düşünce, yaşam, ifade etme biçimlerine doğrudan etki etmiş ve insanları gün be gün ileri bir seviyeye taşımıştır.

 

SADECE TÜRKLER TÜRKTÜR ama dünyada  birkaç yüzyıla kadarki tüm medeniyetlerin dip kültürü TÜRKTÜR.

 

Söyleye söyleye bitiremediğimiz konunun aslı, aslında işte bu kadar basittir.

 

Bu kültürün içine TÜRKLER, eser miktarda dahi olsa; henüz bir medeniyete ulaşmamış olsa da bir grupta beğendiği bir davranış – düşünce varsa onu da kültüre eklemiştir.

 

Bu sebeple dünyanın her yerinde Bolbol (balbal) lar vardır.

Bu sebeple dünyanın her yerinde Ön Türkçe yazıtlar vardır.

Bu sebeple dünyanın her yerinde kutsal tapınma tören alanları vardır ve ‘T’ tamgası her yerden bağırmaktadır ‘buradayım’ diye.

Bu sebeple bütün devasa bolbol heykellerin elleri göbeğinde bağlıdır.

 

Bu bir KÜLTÜRDÜR.

O kültür de tam olarak TÜRK KÜLTÜRÜDÜR.

 

Türkler ise dünyayı Türkleştirme çabasına asla girmemiş, asla faşist bir yaklaşıma dahil olmamış; sadece kültüre yoğunlaşarak insanlığa hizmet etmiştir.

 

TÜRK KÜLTÜRÜNÜN EN BÜYÜK KİŞİSEL ÖZELLİĞİ de tam olarak budur.

 

Fakat bütün dünya, Türk Kültüründen nemalanırken bu insani vasıf yerine tam aksi yönde, bir tür kin ve vahşet geliştirmiştir.

 

Örneğin Ateş Kültünde Ateş, Tanrıya ulaşmak için nasıl ki bir araç ise (=namaz), tanrının kendisi değil ise; bu kültü uygulamaya alan diğer kişiler ateşi tanrılaştırmış ise; buradaki ve diğer binlerce benzeri konunun özündeki sorun – mesele tam olarak işte budur.

 

Bir kültür, öz sahibi tarafından uygulanınca ancak yerini bulmaktadır. Ancak cehaletleri sebebiyle, konuya tam vakıf olmamaları sebebiyle de bazı büyük karanlıklar ortaya çıkmıştır.

Türk, bunu üzülerek seyretmiştir. 


Varlığını sürdürerek, kültürünü yaşatmaktan başka da çare bulamamıştır insanoğlunun bu kötü gidişatına karşı.

 

ANCAK ŞUNDAN KESİNLİKLE EMİNİZ Kİ; altı üstü birkaç yüzyılla dünyayı cehenneme çevirenlerin kültürü; asla ve asla dünyayı yarınlara çıkaracak güçte değildir.

 

O güç sadece TÜRK KÜLTÜRÜNDE VARDIR. Milyonlarca yıl dünya, bu kültürle var olmuştur.

Bundan sonra da kesinlikle dünya, varlığını bu kültür ile devam ettirecektir.

 

Bugün yaşanan sancılar ise; işte bu vahşi kültürün yok olması ve TÜRK KÜLTÜRÜNÜN YENİDEN ŞAHLANMASI ile ilgili durumlardır.

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Tanıtılan Yazılar

TANRININ KUTSALI TUVA

January 3, 2018

1/1
Please reload

Son Paylaşımlar

June 7, 2018