Türkçesi Okuyamazsın : T – S – M

June 3, 2018

 

Görüyorum ki tartışmalar aleyhimize olmak üzere tüm hızıyla sürüyor.

Sürsün.

Demirden korksaydık treni icat etmezdik.

 

Kur'an’daki bilinmeyen harfler konusu ile efenim Kuran’ın uydurulmuşluğunu mu ispat etmek istiyormuşuz?

Kur'an’daki bilinmeyen harfler konusunu açmakla ve değerlendirmeye almakla, dini mi tartışmaya açıyor muşuz?

Kur'an’daki bilinmeyen harfler üzerinde çalışmakla, Kur'an’ın değiştirildiğine dair değerlendirmelere çanak mı arıyormuşuz gibi gibi daha neler.

 

Güldürmeyin insanı.

Önce duyduğunuz konunun özünü anlayın.

Dinleyin.

Okuyun.

Kuran’ı da okuyun, bu makaleleri de okuyun.

 

Ne diyoruz?

Dil, efenim dil.

 

Diyoruz ki hangi devri açarsan aç; o dönemde o zamanlarda o bölgelerde dip kültür hep TÜRKtür. Dilde de bunun izdüşümlerini görürüz.

Buna örneklerden sadece biri de Kur'an’dır diyoruz.

Kur'an’ı belge niteliğinde kullandığımıza göre yukarıdaki iddiaların saçmalığı, sapanlığı kendiliğinden ortaya dökülür.

 

Diyebilirsiniz ki; peki, Hz. Muhammed’e indirilen bu Arapçayı bölgede bir yer biliyor da öbür mahalle neden bilmiyor?

 

İşte, oturmuş bir dil olmadığından olabilir mi diye sorarız bizde?

Arap dilinin kendi içinde bütünleşik bir dil birliği olmadığını, bugünkü Arapça konuşan devletler arasında da görürüz.

 

Mesela bu kadar kopukluğa rağmen, Türk Dünyasında sadece Türkçe bilerek koca Asya’yı dolaşabilirsiniz.

Ama dip dibe Arap bölgesini, sadece Arapça bilerek dolaşamazsınız.

Anlaşamazsınız çünkü.

 

O dönemde Hz. Muhammed’e indirilen kitabın ARAPÇA OLDUĞUNU KURAN’IN KENDİSİ İFADE EDİYOR!

Demek ki bu kitap Arapça.

Siz anlayın diye Arapça indirdik diyor. Demek ki çok genel bir Arap dili seçilmiş. Lehçelere girilmemiş.

Dolayısıyla tamamen dil kaideleri sebebiyle anlamayanlar var.

Hatta öyle ki bugün bile.

Bugün bile derken 1400 yıla karşılık gelen bir zaman diliminden bahsediyoruz.

Efenim, Arabın aklı başına gelmeyecek diye biz bu soruları sormayacak değiliz.

 

Soracağız.

Cevabını arayacağız.

 

Gelelim T – S  - M konusuna.

 

Bu bilinmeyen dedikleri harflerden T - S - M ile Kur’an’da 2 sure başlar.

Birisi Şuara, diğeri Kasas Suresidir.

 

Şuara suresinde, Musa’nın Firavun’un karşısına kardeşi Harun ile çıkıp meziyetlerini sergilemesi konusu anlatılır. Musa’nın meziyetlerini büyücülük olarak yorumlayan Firavun, tüm ülke büyücülerinin derhal gelmesi ve Musa’yı alt etmesi yönünde bir emir verir. Bunun üzerine büyücüler gelir ve ilk hamlede büyücülerin hepsi secdeye kapanır. İman eder, Musa’nın bahsettiği Tanrının, gerçek ilim – bilim – meziyet sahibi olduğu konusunu onaylar ve O TANRIya iman ederler. Bunun üzerine Firavun, vaaay benden izinsiz, beni bırakıp başka bir Tanrıya taparsınız haaaaa; deyince büyücüler Tanrıya erişmiş olan ruhlarını bu şekilde korkutamayacaklarını büyük bir açıklıkla dile getirirler. İnsanı insan yapan Ruhlarının, Tanrıya eriştiklerini ifade ederler.

 

Kasas Suresinde ise konu yine Firavun ile açılır. Firavun’un toplumu gruplara ayırdığını; bir kısmını kendince yüceltip bir kısmını sürekli horladığını anlatarak sureye giriş yapılır. Ve Firavun için şöyle bir ifade var surenin başında ‘O, gerçekten fesadı yayan biriydi.’

 

Burada önemli bir parantez açmak boynumun borcu. Çünkü Firavun’un fesatçı olması üzerine takip eden cümle çok önemli. Bakınız:

 

‘Oysa ki biz istiyoruz ki; yeryüzünde ezilip horlananlara nimet ve bağış sunalım. Onları önderler yapalım. Onları mirasçılar haline getirelim.’

 

Yani barışçıl olmanın yanı sıra; İlahi adalet, yönetimde hemen herkesin hakkı olduğunu açıklıyor. Kimsenin kimseyi horlayıp ezmek gibi bir yetkinliği olmadığını, devlet yöneticisi bile olsa bu hakka sahip olmadığını anlatıyor.

Toplumda sınıflaşmanın karşısında olduğuna dair bir ifadeyi de işte burada alenen görüyoruz.

 

Bununla birlikte cumhuriyet ve demokrasi düşmanlarının; Kur’an’ı anlamak konusunda ezberci kafadan sıyrılmalarının aciliyetine dikkat çekmek isteriz. Elbette bunun için entelaktüalite zeminlerini geliştirmeleri gerek önce. Bilemiyorum, bir yerden başlasalar iyi olur.
 

Bir yandan da toplumda ezdiğiniz her grubun, Tanrısal hınç ile (haklı – haksız olunduğuna bakılmaksızın) mutlaka bir gün erk ile buluşacağının sözünü de burada görürsünüz.

Tabi onlar da erki eline alınca Firavunlaşacaklarsa; sonlarını sanıyoruz ki iyi biliyorlardır.

 

Konuya dönecek olursak Kasas süresi de T- S – M ile başlayan ikinci ve son suredir.

Firavun ile açılan sure, Musa’nın işlediği suç vesilesiyle Medyen denen bölgeye kaçışını anlatmaktadır. Musa’nın duaları hep şu şekildedir: ‘Tanrım beni isabetli yola çıkar. Beni koru. Beni kurtar.’

Özellikle Tevrat okunduğu zaman zavallı Musa’nın çok çilekeş bir adam olduğunu görürsünüz. Hele ki peygamber olduktan sonra kendi eşrafından çektiğini okursanız, inanın Musa’ya her Cuma dua edersiniz ki ruhu dinlensin. Ben bu satırları yazarken mesela bir dua gönderdim onun ruhuna.

 

Ve Musa Medyen’de bir aileye sığınır. Onların işini yapar. Ailenin reisi, Musa’yı damat olarak ailesine dahil eder ve Ta-Ha suresinde detayına girilen olay burada anlatılır.

 

Musa, sekiz yıl yanında çalıştığı adamın yanından ayrılmaya karar verir. Ailesiyle birlikte yollara düşer. Zaten Mısır sınırlarında olmadığını aile reisi de dile getirmiştir:

 

‘Korkma, artık zalimler topluluğundan kurtuldun.’ diyerek Musa’ya Mısır ülkesinde olmadığını anlatmıştır.

 

Musa da ailesiyle birlikte Ta-Ha suresinde anlattığımız gibi bir dağın eteğine gelmiştir.

Dağda bir ateş görür.

Ailesine, kendisini beklemelerini söyler. O dağda olsun ki bir ateş ile üşümelerine çözüm, olsun ki o ateşi orada yakanlardan bir yol önerisi ile yardım umarak dağa çıkar.

 

Dağda, Ta-Ha suresi konusu ile daha önce bahsettiğimiz konu olur. Kasas Suresi de bu konuyu anlatır:

‘Ey Musa! Alemlerin Rabbi olan Allah benim, ben. Asanı at.’ Asa yılana dönüşünce Musa kaçar. ‘Musa, geri dön! Korkma, güvendesin. Güven içinde olanlardansın.’

 

Kasas Suresinin anafikri de yine T – S – M harfleri ile belirtilmiştir.

Aslında bu harfler, bazı Kur’an araştırmacılarının yorumladığı üzere birer cümledir. Fakat Araplar bu cümleyi bilmemektedir. Çünkü dillerinin o günkü yapısından haberleri yoktur. 

 

Kasas Suresinde Tanrıya Erişmiş Saygın Ruh’tan bahsedilir.

 

T – S – M tamgalarımız da bize zaten bunu söyler.

T – S – M tamgalarından oluşan cümle şudur: Tanrıya Erişmiş Saygın Ruh

 

Görüyorsunuz, iki ayrı sure, aynı başlayan tamga.

Daha zorlu olanları da var H – M gibi, E – L – M gibi.

Keza H – M (HaMim) 7 suredir toplamda.

E – L – M sureleri 6 tanedir. 1 tane de E,L,M,R vardır. Bununla toplamda 7 sayılabilir.

 

Yazdıkça hep birlikte göreceğiz ki bu bilinmeyen harfler, neden bilinmiyormuş?

Ya da bilmeyen kimmiş ?

Göreceğiz.

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Tanıtılan Yazılar

TANRININ KUTSALI TUVA

January 3, 2018

1/1
Please reload

Son Paylaşımlar

June 7, 2018